Kadınlara Mahsus Haller Nelerdir? - İslam Yolu


Kadınlara Mahsus Haller Nelerdir?

kadınlara mahsus haller nelerdir?

Kadınlara mahsus haller denilince, hayız, nifas ve istihaze’den ibaret üç hâl belirtilmiştir. Bunları sırası ile görelim:

(Hayız – Nifas – İstihaze)

Hayız Hali, Hayız Nedir?

Hayız (regl), kadınların hastalık ve doğum halleri dışında ve belli yaşlar arasında rahimden gelen bir kandır. Buna âdet hâli, ay hâli, aybaşı, muayyen hâl gibi adlar da verilir. Hayız hâli, kadınlara mahsus tabiî bir haldir. Vücutta biriken kirli ve zehirli maddeler, hayız kanı ile dışarı atılır; vücut hafifler, sıhhat bulur. Bu sebeble hayız hâlinden ürkmeğe, korkmağa, tiksinti duymaya sebep yoktur. Bu durumu normal bir hâl olarak karşılamalı, Allah’ın bir takdiri olarak bakmalıdır. Nitekim şu rivâyet de bunu te’yid eder mahiyettedir: Âişe validemiz, Peygamberimizle haccettiği sırada kendisinde muayyen hâl olmuş, bu durumda haccı yarım kalacak zannederek ağlamaya başlamıştı. Peygamberimiz kendisine:

– Ne oluyorsun, ay hâli mi gördün? diye sormuş ve ardından şu açıklamayı yapmıştı:

– Bu, kadınlar tâifesine Allah’ın bir yazısı ve takdîridir. Kâbe’yi tavaftan başka hacıların yaptığı her şeyi yap; Kâbe’yi de ay hâlinden kurtulduktan sonra tavâf edersin.”

Ne Zaman Başlar, Kaç Yaşına Kadar Sürer?

Hayız hâli, en erken 9 yaşında başlar. Genç kızlar bu hâlin başlamasıyla erginliğe ulaşmış olurlar. Bu hâl, en geç 55 yaşına kadar, her ay belli sürelerle devam edip gelir. Bu yaştan sonra da kesilir. 9’dan önce ve 55’ten sonra görülen kanamalar, muayyen halden sayılmazlar. Bir hastalıktan gelen istihaze hâli kabûl edilirler.

Nasıl Belli Olur?

Hayız akıntısı kırmızı, siyah, sarı, bulanık yeşil ve kiremit renklerinde olabilir. Pamukta bu renklerden biri görülse, muayyen hâlin başlamış olduğuna hükmedilir. Muayyen hâl kesildiğinde ise, gelen akıntı beyaz renktedir ve rahimin tabiî akıntısıdır. Rahimden gelen akıntının ay hâli sayılabilmesi için kadının hâmile olmaması da şarttır. Hâmilelik süresi içinde gelen kan, muayyen halden sayılmaz.

Kaç Gün Sürer?

Muayyen hal, en az 3 gün, en çok da 10 gün sürer. 3 günden (72 saat) az görülen akıntı ile, 10 günden (240 saat) fazla gelen akıntı muayyen halden sayılmaz. Bir hastalıktan geldiği kabûl edilir. Hayız süresi içinde akıntının devamlı olması şart değildir. Arasıra kesilebilir. Meselâ, bir kadın üç gün dem görse, sonra iki gün akıntı kesilse, sonra yine üç gün daha dem gelse, o kadının hayız müddeti 9 gündür ve arada akıntısız geçen iki gün de hayız günlerinden sayılır.

İki Ay Hâli Arasında Kalan Temiz Günlerin Süresi Ne Kadardır?

İki ay hâli arasındaki temizlik süresine “tuhr hâli” denir. Bu süre 15 günden az olmaz, daha fazla olabilir. Buna göre, 15 günden daha evvel ortaya çıkan akıntılar, ay hâlinden sayılmazlar.

Âdet Günleri Süresi Her Ay Muayyen midir?

Bâzı kadınların âdet günleri muayyendir. Meselâ, her ay 5 veya 7 veya 9 gün âdet görürler. Bâzılarında ise, âdet günleri sabit değil, aydan aya değişkendir. Meselâ, bunlar bir ay 5 gün, bir ay 6 gün âdet görürler. Bu halde ihtiyata uygun davranmak gerekir. Yani, böyle bir kadın, 6. gün oldu mu yıkanır, namazını kılar. Ramazanda ise, orucunu tutar. Çünkü, bu altıncı günde görülen kanın hastalık kanı olma ihtimali vardır. Ancak bu kadın 6. gün çıkmadan kocasıyla cinsî münasebette bulunamaz. Zira bu hal hayız hâli de olabilir.

Âdet Günlerinin Süresinin Değiştiği Nasıl Anlaşılır?

Bir âdet süresinin değişmiş olması için, o âdet süresine aykırı üst üste iki âdet görülmelidir. Meselâ, her ay, devamlı 5 gün âdet gören bir kadın, sonradan üst üste iki defa 4 veya 6 gün âdet görse artık onun âdeti 5 değil, 4 veya 6 gün olmuştur. Şu halde mutad olan âdet süresinin değişmesi, üst üste görülen iki ayrı âdet ile olmaktadır. Mûtad olan hayız müddetinden fazla olan, fazla süresi 10 günü geçmeyen kanamalar da, âdet hâlinden sayılır. Bu durumda âdet süresi değişmiş kabûl edilir. Meselâ, her ay 7 gün âdet gören bir kadın, sonradan 10 gün görmeye başlasa, 10 günü de hayızlı sayılır. Fakat 10 günü geçen kanamalarda, mutad günden fazla olan günler, âdet hâli değil, istihaze hâli kabûl edilir.

Âdet Çağına Giren Bir Kız, Kendisinde İlk Kanamayı Görünce Ne Yapar?

Âdet görecek çağa gelen bir kız, ilk defa görmeye başladığı âdetten dolayı, hemen namazı orucu terkeder. Bu kıza “mübtedie” denir. Âdet hâli üç günden az sürerse hayızlı olmadığı anlaşılır. Terk ettiği ibâdetleri kaza etmesi gerekir. İmam-ı A’zam’a göre, âdet tam üç gün devam edip hayız hâli olduğu kesinleşmeden namazı ve orucu terketmek câiz olmaz.

Bir kadının görmekte olduğu âdetini kocasına karşı inkâr etmesi veya vâkıaya muhalif olarak âdet gördüğünü söylemesi helâl olmaz.

OKUMA PARÇASI: TIBBÎ YÖNDEN HAYIZ KANI

Kadınların hayız hâlinde, ilk iki gün çok kan akar. Günde 2-3, daha sonraları 1-2 bez kirletecek kadar olur. Akan kan, takriben 100 gram kadardır. Kanın kendisi pek pıhtılaşmaz, sulucadır. Buna tenasül yollarındaki akıntılar, bu yolun iç zarlarının döküntüleri ve bu yollarda her zaman pek bol bulunan yabancı pek çok mikroplar karışır. Bütün bunlar, âdet kanına ağır bir koku verir. Dış tenasül uzuvlarında bulunan ve bu zamanda faaliyeti artan yağ bezeciklerinden sızan yağlar da, bu kana katılınca, koku bütün bütün ağırlaşır. Kan da koyu ve kalın bir hâle girer. Temizliğe aldırış etmeyenlerde sür’atle üreyen mikroplar, tenasül uzuvlarında çok tahribat yapar. Koku tiksindirici hâl alır. Âdet hâlinde yalnız bu kan değil, kadının teni de, teri de ağır koku neşreder, soluduğunda bile ağır bir koku sezilir. Bilhassa, temizliğe aldırış etmeyenlerde pek âşikâr olan terin ve tenin bu ağır kokusu, bu ara vücutta çoğalmış bulunan toksik (zehirli) maddelerin ter ve yağ bezelerinden dışarı sızmasındandır. Kadınlarda hayız hâlinde ekseriya âdet görmeden önce başlayan ve âdet gördükten sonra geçen birçok rahatsızlıklar ortaya çıkar. Bedende kırıklık, kesiklik, bulantı, baş ağrıları, baş dönmesi, isteksizlik, hazımsızlık, şişkinlik, çarpıntı, ter ve bilhassa ayakların üşümesi, burnun tıkanması, sesin kısılması, ağır duymak, gözlerinin önünde sinek uçması, görme sahasının daralması, renkleri iyi seçememek, kaşıntılar, yüzde leke ve sivilceler, uçuk gibi kızartı ve kabartılar, hırçınlık, sinir halleri, ruhî buhranlar gibi…

Ay hâli gecikenlerde, bu rahatsızlıklar şiddetlenir. Âdet gördükten sonra bütün bunlar geçip kadın vücudunda bir iyilik, bir hafiflik duyar. Her kadında başka şiddet ve hususiyet gösteren bu ay hâli rahatsızlıkları, netice itibariyle bize kadının âdet günlerine yakın zamanlarda az çok rahatsız olduğunu ve bu ara her türlü maddî, mânevî yorgunluklardan korunarak mümkün mertebe istirahat etmek zorunda bulunduğunu söyler. Ay Hâlindeki Yorgunluklar: Birçok ehemmiyetli rahatsızlıklara, fazla kan boşanmalarına, tenasül yollarındaki mikropların sür’atle çoğalmasına, rahim ve yumurtalıkların nezle ve iltihaplarına sebeb olur. İlkin basit gibi görülen bu rahatsızlıklar, çok defa ağır rahatsızlıklara yol açar. Kadını kadınlığından ayırır, kısır bile bırakabilir.

Bizde, kadın hastalıklarının çoğu, başta kısırlık olmak üzere, kadınlarımızın bilhassa ay hâllerinde dinlenmemek, bu ara kendilerini fazla yormaktan meydana gelir. Her kadın bunları göz önüne almalı, ay hâlinde kendini hasta bilmelidir. Bu günlerini mümkün mertebe yatakta geçirmeli ve mümkün olmazsa, hiç değilse fazla yorulmaktan sakınmalı; vücut, bilhassa dış tenasül uzuvlarının temizliğine çok dikkatli olmalıdır.

Yazıyı sosyal medyada paylaş


Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir