Berat Kandili - İslam Yolu


Berat Kandili

berat kandili

Berat Kandilinin Oluşumu

İslam dininde kutsal kabul edilen gecelerden biridir. Şaban ayının 14. gününü 15. gününe bağlayan gecesi Berat gecesidir. Osmanlı İmparatorluğu’nda II. Selim’den itibaren minarelerde kandil yakılmasıyla kandil adını almıştır.

Berat Gecesi Nedir?

“Berat” kelimesi, günahtan, suçtan, borç ve cezadan kurtulmak manalarına gelir.

Bu gece birçok Müslüman, günahlarından kurtulup Allah’û Teâla’nın af ve mağfiretine erişir. İlahi ihsana nail olur. Gönülleri nurani hava ile dolup taşar.

Müfessirlerden (Kur’an’ı Kerim’i okuyan ve yorumlayan kimseler) bir kısmı Kur’an-ı Kerimin mübarek bir gecede indirildiğini beyan eden Duhan Suresinin ilk ayetlerinin Berat gecesi ile ilgili olduğunu belirtirler.

Peygamber efendimiz, Berat gecesinin içinde bulunduğu Şaban ayında nafile oruç tutmaya özen gösterirdi. Bunun sebebini soranlara: “Bu ayda ameller Alemlerin Rabbine yükseltilir. Ben amelimin, oruçlu bulunduğum bir halde arz olunmasını isterim”[1] cevabını verirdi.

Bir hadis-i şeriflerinde: “Şaban ayının on beşinci gecesi olduğunda, o günü ibadet ve itaatla geçirin. Gündüz oruç tutun. Zira Allah’u Teâla o gece dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve “Yok mu tevbe eden, onu affedeyim. Yok mu rızık isteyen, ona rızık vereyim. Yok mu bir hastalığa müptela olup şifa isteyen, afiyet vereyim. Yok mu daha başka isteği olan. Yerine getireyim” der. Bu hal tâ sabaha kadar devam eder,”[2] buyurmuşlardır. Diğer taraftan Resulullah’ın, Şaban ayının 15. gecesinde Kelb kabilesinin koyunlarının kılları sayısından daha çok kişinin bağışlanacağını bildiren hadisi de, bu gece af ve mağfiretin sınırsızlığına işaret eden bizler için ne güzel bir müjdedir.[3]

Bu mübarek gecede hayrın, bereketin ve güzelliklerin sağanak sağanak yağmasına rağmen; o manevi ziyafetten nasibini alamayacak, o mana denizinde yıkanıp arınamayacak olanlar da “Allah’a şirk koşanlar, içinde sönmez bir kin ve tükenmez bir düşmanlık besleyenler, akrabaları ile ilişkiyi kesenler, kibirli ve gururlu olanlar, ana babaya asi olanlar, içki içmeye ısrarla devam edenler,”[4] olarak beyan edilmiştir..

“Her canlı ölümü tadacaktır” Hiç birimizin elinde yarına çıkacağımıza dair bir garanti yoktur. Ölümü akıllarından bile geçirmeyen, daha gencim, önümde uzun bir ömür var diyerek avunan nice kardeşimizi şu geçen bir yıl içinde dünya evinden ahiret yurduna uğurlamadık mı? O halde; Allah (c.c.)’ın biz Muhammed ümmetine bahşettiği bu geceyi en güzel şekilde değerlendirelim. Böyle mübarek geceleri bir ganimet bilelim. Rabbimizin açık olan tövbe kapısına yönelelim. Kin ve düşmanlık duygularını terk ederek birbirimizi sevelim. Akraba ve komşularımızla tebrikleşelim.

Anne ve babalarımızın hayır dualarını alalım. Çevremizdeki öksüz, kimsesiz, fakir, muhtaç ve hastaları ziyaret ederek onlara yardımcı olalım. Bu geceyi kaza namazı kılmak, Kur’an-ı kerim okumak, Peygamber Efendimize salatu selam getirmek, dua ve istiğfarda bulunmakla ihya edelim.

Yazıyı sosyal medyada paylaş


Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir